Email: info@bonbon.tech

© 2017 by Bonbon.tech

BONBON BLOG

Mobil dünyada son gelişmeler: MWC 2017 izlenimleri

22.03.2017

Her sene, GSMA (Global System for Mobile Communications Association) tarafından düzenlenen ve dünyanın en büyük mobil teknolojiler etkinliği olan Mobile World Congress (MWC – Dünya Mobil Kongresi) bu sene, 27 Şubat - 2 Mart tarihleri arasında, 12. kez Barselona’da gerçekleşti.
 

Mobil teknolojilerin hayatımızın temel gereksinimlerinden biri olarak günlük hayatımızın her anını nasıl etkilediğine odaklanan Kongre’nin bu sene mottosu “The Next Element” (Bir sonraki element) olarak belirlenmişti. Tam anlamıyla, mobil dünyanın kalbinin attığı ve mobil dönüşümün etkilediği her sektörün ve oyuncunun gelişmeleri takip etmek üzere yer aldığı bu etkinliğe yönelik izlenimlerimi DigitalAge için derledim.
 

Bu sene, yeni bir rekor kırarak, 200 ülkeden, 110.000’den fazla katılımcı ile gerçekleşen MWC; mobil teknolojilerin hayatımızı ve dünyamızı önemli ölçüde değiştirdiğini ve insanların da bu alana yönelik sürekli bir beklenti içerisinde olduklarını bir kez daha kanıtlar nitelikte. Nitekim, Google’un eski CEO’su Larry Page’in belirttiği üzere, “artık ‘mobil öncelikli’ bir dünyada değil, “sadece mobil” olan bir dünyada yaşıyoruz. (We are no longer in a mobile first World, we are in a mobile only World). MWC de bunu doğrular nitelikte.
 

 

Bana göre bu kongrenin bir önemi de yeni teknolojilerin standartlaşması ve gerekli regulasyonların düzenlenmesi adına “input”ları sağlaması. Pek çok yeni teknoloji trendine yönelik GSMA tarafından belirli çalışma grupları oluşturularak, standartların belirlenmesi adına operatörler ve ekosistemde yer alan partilerden temsilcilerin katılımı ile süreçler oluşturulmakta. Yeni teknolojilerde gerekli olan standartlar ve regulasyonların tanıtımı, teknolojileri ilk kullanan oyuncuların geri bildirimleri, başarılı örneklerin paylaşılarak, fikir alışverişinin ve beyin fırtınalarının gerçekleşmesi adına kongre çok yoğun bir gündem ile geçiyor. Ben de 2010 - 2013 yılları arasında GSMA’in Mobile Payment (Mobil Ödeme) çalışma grubundan yer alarak NFC (near-field communications) teknolojisinin standartlarının oluşturulması çalışmaları içerisinde yer almış, bir dönem bu oluşuma başlandık da etmiştim. Bugün, Apple (Apple Pay servisi ile), Samsung (Samsung Pay servisi ile), Google (Android Pay servisi ile) gibi OTT (over-the-top) olarak nitelendirilen teknoloji devleri bile ödeme çözümlerinde o zaman belirlenen standartlar doğrultusunda hareket etmekteler. Global dünyamızda, bu standartlar, lokal olarak sağlanan servislerin tüm dünyada aynı deneyim ile kullanılmasını sağlamakta. Örneğin, NFC desteği olan tüm POS larda, dünyanın neresinde olursanız olun, temassız mobil ödeme işlemini gerçekleştirebilmektesiniz.
 

 

Bu sene Kongre’de öne çıkan konuların başında, AI (artificial intelligence - yapay zeka) ve yansımaları, x.bot lar (x.bot benim verdiğim bir isim, chatbot ile başlayan furya, socialbot, petbot, toybot, vb. ile artarak devam etmekte) VR (virtual reality - sanal gerçeklik) uygulamaları, IoT (Internet of Things - nesnelerin interneti) hegamonyası, robotların artan kullanım alanları ile Endüstri 4.0 uygulamaları, mobil ödeme sistemleri ve mobilde güvenliği artıracak biometrics uygulamaları geliyor.
 

Cihazlar

Kongre’ye Apple’ın katılmayışı, Samsung’un da “hero model”i olan Galaxy serisinin yeni modeli Galaxy S8 lansmanını gerçekleştirmemesi, diğer üreticiler açısından önemli bir fırsattı, ancak bence bunu iyi değerlendiren pek olmadı. Bir supriz yeni akıllı telefonları ile tekrar yükselişe geçmeyi hedefleyen Nokia’dan geldi. Nokia efsaneleşmiş modeli 3310’un yenilenmiş ve günümüze uyarlanmış akıllımsı versiyonunu, “modern bir klasik” olarak MWC’de lanse etti. Efsaneleşmiş yılan oyunu ve geleneksel melodilerin yeni versiyonları da 3310’da tekrar sunuldu, cihazın en ilgi çekici yanlarından biri de oldukça ucuz bir fiyat ile sunuluyor olması. Nokia’nın dışında LG, Sony, Huawei, Blackberry de yeni akıllı telefonlarını MWC’de lanse ettiler, Samsung ise yeni tabletlerini lanse etti. Hayatımızın vazgeçilmezlerinden olan mobil uygulamalara yönelik olarak da konferansta ilginç veriler paylaşıldı: “Mobilde geçirdiğimiz zamanın %80’i kişinin 3 favori uygulamasında geçmekte…” Kongreden çıkarılacak olan en büyük derslerden biri de önümüzdeki dönemde, mobilde iş birliklerinin ve populer uygulamalara olan entegrasyonların artacağı doğrultusunda.

Yıllardır telefonlar daha akıllı hale gelip, ekran büyüklükleri artarken, şarj sorununa yönelik beklenen, somut gelişmeler tüketici seviyesine indirgenemedi. Bu yıl da kablosuz şarj çözümleri oldukça revaçtaydı. Telefonların kablosuz şarj desteği ile piyasaya sürülmesinin artış göstermesi ile birlikte, artık telefona ekstra herhangi bir aparat takmaya gerek kalmaksızın, direk kablosuz şarj ünitesinin üzerine konulması ile şarj yapılabilecek (Apple’ın yeni iPhone modelinde, iPhone 8, kablo girişini kapatarak, sadece kablosuz şarj opsiyonunu destekleyeceği söylentileri, bu alandaki odağı oldukça artırmış, ancak Apple’ın hangi protokolü kullanacağı lansmana kadar yanıt bekleyen bir soru durumunda). Bu sene, akıllı telefonlar kadar,  telefonlara takılabilen ya da telefon özellikleri ile birlikte çalışan farklı aparatlar ilgi çekti. VR gözlükler, 360 derece kameralar, telefonları projektöre dönüştüren ya da external battery desteği sağlayan pek çok farklı aparatın tanıtımına şahit olduk.
 

 

Gelişen AI ile hayatımıza giren “chatbot”lar
 

Geçen sene odağın VR’da olduğu Kongre’ye bu sene gerçek anlamda AI damgasını vurdu. Pek çok işletmenin, iş süreçlerine ve sektörlerine yönelik uygulamalara AI’ı nasıl entegre edebilecekleri konferansın ana gündem maddelerinden biriydi. Her populer teknolojide olduğu gibi, AI konusunda da gerçeği ve “hype”ı ayırmak gerekiyor. AI’ın populerleşmesi ile birlikte, teknoloji dünyasında pek çok yeni akım AI ile ilişkilendirilir olmaya başladı ve her şeyde AI aranır oldu. En basit tanımıyla, AI, bir sistemde biriken datayı anlamlandırarak, uygun bir yanıt ile geri dönüş yapılabilmesine olanak sağlayan sistemleri tanımlamak için kullanılan bir teknoloji terimi. Tanımdan ortaya çıktığı üzere, teknoloji ile gerçekleştirilebilecekler gerçekten sınırsız, MWC de bu sene bunu kanıtkar nitelikteydi.

Farklı markalar tarafından, pek çok yaratıcı uygulamanın sunulmasının yanında, bu senenin öne çıkan AI uygulamaları, sanal kişisel asistanların günlük hayatımıza olan etkisi ile birlikte chatbot’lardı. Siri, Google Assistant, Microsoft Cortona gibi sanal dijital asistan uygulamaları AI’ın tüketici elektroniği cihazların içine girerek son kullanıcıların hayatına ne kadar nüfuz etmiş olduğunu anlamamız açısından öne çıkan önemli uygulamalar. “Chatbot”lar ilerleyen dönemde kişilik kazanarak, vazgeçilmezlerimiz arasında olacak. Fizilsek chatbotlar da Amazon’un Alexa’sının etkisi gerçek anlamda kendini göstermiş durumda. Alexa’ya benzer kişisel dijital asistanlar, “smart home” konsepti için de bir platform merkezi olmayı hedefliyor. Bu doğrultuda, kapıyı açmaktan, televizyon kanallarını değiştirmeye, evdeki sensörlerin ayarlarını gerçekleştirmekten, çocukların kontrolüne kadar her şeyi bu chatbotlar üzerinden gerçekleştiriyor olacaksınız.
 

Chatbot’ların ardından “physical bots” olarak da adlandırılan fiziksel robotların da oldukça farklı sektörlerde kullanımına yönelik pek çok farklı kullanım kongre bünyesince kendini gösterdi. Temel insani duyguları anlayarak, davranışını konuşmacısının ruh haline göre uyarlayabilen ilk insan robotu, Pepper’ın etkisi oldukça fazlaydı. Pepper benzeri pek çok asistan robot kongre alanında stand görevlilerine de destek oldu.

“IoT” - Connecting Everything (her şeyin internete bağlı olması) çılgınlığı
 

Bu sene, Kongre’ye katılan hemen hemen tüm firmaların odaklarından biri de IoT (Internet of Things - Nesnelerin Interneti) ve uygulamalarıydı. Cisco’nun öngörüsüne göre, 2020’ye kadar,  50 milyar IoT cihaz olacak ve bağlantılı cihazlar dünya nüfüsunu geçecek. Bu nedenle, işletmelerin IoT uygulamalarının, iş modellerine, operasyonel süreçlere etkilerini analiz etmeleri adına MWC oldukça önemliydi. Internete bağlanarak, “akıl kazanan” araba, bisiklet ve ev esyalarından sonra, şimdi de akıllı belediyeler ve akıllı şehir planlamalarına başlanmış durumda. IoT’nin sağladığı değişime yönelik en güzel benzetmeyi birkaç sene önce yine MWC’de bir key-note sunumunda zamanın Ericsson CEO’su şu şekilde yapmıştı: “Eğer iki insan birbirine bağlanırsa, hayatları değişir; eğer her şey birbirine bağlanırsa dünya değişir” (If two people get connected their life changes, if everything connects, the life changes…). Bu sene MWC, IoT ile dünyamızın nasıl değiştiğini, hayretler uyandıran ve oldukça şaşırtan uygulama alanları ile oldukça somut bir biçimde gözler önüne serdi.
 

Chatbot lar ile başlayan ve her geçen gün daha da fazla hayatımıza girecek olan “x.bot”ları daha yakından ve IoT odağında da detaylı incelemekte yarar var. Öncelikle, fiziksel dijital asistanlarda, “Amazon’un Alexa”sının baskın tasarım (dominant design) halini almış olduğunu belirtmek gerekiyor. Pek çok operatör  ve OEM, Alexa benzeri ürünlerini “akıllı ev” stratejilerinin ana odağı olarak konumlandırmaktalar. Bu doğrultuda, kongrede, birbirine benzer, hoperlörü olan ve ses ile komut verebildiğiniz, soru sorabildiğiniz, evdeki diğer bağlantılı cihazları ve sensörleri yöneten cihazlar oldukça revaçtaydı. Kore’nin önde gelen operatörlerinden SK Telekom, birkaç basamak ileriye giderek ve baskın tasarımdan sıyrılarak, standında, x.botların fiziksel olarak nasıl roller üstlenileceğini farklı örnekler ile en iyi şekilde somutlaştıran firmalardan biriydi. Örneğin “petbot” olarak isimlendirdiği, tekerlekli dijital asistan ile sabit bir yerde bulunma ihtiyacı olmayan, evde evcil hayvanlarınızın yerini almaya aday bir ürün tanıttı. Ayna şeklinde ve “socialbot” olarak adlandırdıkları ürün ise resim ve video çekip paylaşmayı kolaylaştırmak üzere tasarlanmış. x.bot furyasında çocuklar da unutulmamış, çocuklar için oyuncak ayı şeklinde tasarlanan “toybot”, hem uzaktan kamerası ile çocuğunuzu kontrol etmeyi sağlıyor, hem de gereken anlarda çocuğun anne babası ile kolayca iletişim kurmasına olanak veriyor.
 

 

AI’ın gelişmesi ile birlikte robotların oldukça farklı alanlarda kullanılacağı da aşikar. Örneğin, Endüstri 4.0 olarak adlandırılan akımla birlikte üretimde pek çok süreci robotların güvenilir ellerine bırakıyor olacağız. Bu kongrede, robotların gerçek anlamda pek çok sektörde, özellikle belirli iş kollarında insanların yerini beklenenden de hızlı alacağına emin oldum.  Davul çalabilen robotlardan, müşteri temsilcisi olarak görevlendirilen sempatik robotlara, teslimatları ulaştıranlardan, çağrı merkezi desteği veren ya da camları otomatik temizleyebilenlere kadar pek çok farklı uygulama ile robotların fiziksel olarak neler yapılabileceği gözler önüne serildi.

Ancak oldukça sempatik ve arkadaş canlısı görünen, operasyonel anlamda insanların yoğunluğunu ve görevlerini devralması beklenen bu robotlar bu hızla gelişmeye devam eder ve yapay zekaları kontrol edilemez, birbirleri ile de iletişime ve etkileşime geçmeye başlarlarsa, insanlığı tehdit etme olasılığı da bulunuyor (yani bilim kurgu filmlerini yabana atmamakta yarar var.) Bill Gates, Elon Musk, Stephen Hawking de bu endişeyi taşımakta ve ara ara dile getirmekteler. Bill Gates gerçekleştirdiği bir açıklamada endişesini şu şekilde belirtmişti: “Süper zeka konusunda çok kaygılıyım. Önce makineler birçok alanda işimizi görecekler ama bu aşamada süper zeka seviyesinde olmayacaklar. Bunu iyi yönetirsek olumlu sonuçlar alırız. Ancak birkaç on yıl sonra makineler bize kaygı verecek kadar zeki olacaklar. Bu konuda Elon Musk’la diğerlerine katılıyorum ve insanların bundan neden kaygı duymadığını anlamıyorum.”…
 

IoT alanındaki bir diğer odağı da “akıllı araçlar” oluşturmakta. Teknoloji devleri gözünü evlerimize olduğu kadar arabalarımıza da dikmiş durumdalar. Bu anlamda, arabanın içindeki hakim işletim sistemi olmak ve uygulamaları yönetmek adına da önemli ve gizli bir yarış süregelmekte.  Mobil alışkanlıkların, bu kadar etkili bir hal aldığı günümüzde, otomotiv üreticilerinin de arabalar arasında bilgi transferini, cep telefonları arasında olduğu kadar kolay bir hale getirmeleri gerekiyor. İlerleyen dönemlerde, arabaların, kendi aralarında ve farklı nesneler (trafik ışıkları, otoparklar, perakendeciler, benzin istasyonları, araç servisleri, muayene istasyonları, vb.) ile haberleşme, konuşma ve sosyalleşme yetenekleri olması bekleniyor. IoT uygulamaları ile sürüş de daha kolay hale getirilmeye başlanmış durumda. Artık uygulamalar ile trafiğin yavaşladığına yönelik erken uyarı sistemleri, ya da trafik yoğunluğuna göre bilgi sağlama çok daha kolay hale gelmekte. İsrailli bir start-up, sürücünün hal ve hareketlerinden hareketle, dikkat seviyesini anında ölçümlemekte ve kritik seviyenin altına düştüğü anda uyarı mekanizmalarını devreye sokmakta.

Nesnelerin Interneti konsepti içerisinde, araba, artık büyük veriye yönelik bir hareket problemi halini almış durumda. Otomotiv sektörü içerisinde yer alan oyunculardan, bunu anlayıp, dataya erişim ve doğru işleme yolunu bulanlar, fark yaratmaya başlayacak.
 

 

“VR” (Virtual Reality - Sanal Gerçeklik) geçen seneki kadar popüler değil
 

VR bu sene, geçen seneki kadar çılgınlık boyutunda değildi (geçen sene başınızı nereye çevirirseniz, VR gözlükleri içerisinde başlarını sağa sola çeviren insanlarla karşılaşıyordunuz). Yine de VR alanındaki yeni ürünler, VR gözlüklerinin artık diğer tüketici elektroniği ürünler gibi hayatın bir gerçeği olmaya başladığını işaret etmekte. VR alanında farklı uygulama alanları, teknolojinin potansiyeline de işaret etmekte. Kongre’de, Samsung insanların geçmiş seyahat deneyimlerini hatırlamaları için tasarlanmış 360 derece seyahat uygulamasını tanıttı. Litvanyalı bir start-up da dünyanın farklı yerlerindeki insanların iş toplantılarını VR uygulaması ile birlikteymişçesine gerçekleştirmelerini sağlayan bir uygulama tanıttı.
 

Giyilebilir cihazlar düşüşte
 

Giyilebilir cihazlara yönelik heyecan ve beklenti azalmaya başlamış durumda. Geçen yıl, akıllı saatlerin yanında oldukça farklı giyilebilir cihazlar yer alırken, bu sene en dikkat çeken giyilebilir cihazlar, akıllı ayakkabılar ve akıllı kıyafetlerdi. Uygun fiyatlı ve bir amaca hizmet edebilen giyilebilir cihazlara odaklanıldığında, spor tasarımlı akıllı saatler öne çıkıyor. Bana göre, akıllı saatler genel olarak maskulen ürünler, bayanlara yönelik akıllı saat seçenekleri pek yok (örneğin, Apple Watch ya da Samsung Galaxy Gear’ları bayanlara yakıştıramıyorum…). Bu sene, hem erkekler hem de kadınlar için cazip ve kullanışlı giyilebilir cihazların olmaması, teknolojinin geleceğine yönelik endişe yarattı. Giyilebilir cihazlardaki moda etkisinin önemine daha önce de değinmiştim. Moda endüstrisinin bu alana daha fazla eğilmesi ve sektörler arası iş birliğinin daha kapsamlı oluşturulması şart gibi görünüyor.
 

Ödemelerde ticaretin interneti dönemi
 

Ödemelerde yeni teknolojilerin entegrasyonu ve özellikle de IoT’nin ödeme adına kanalları nasıl çeşitlendirebileceği Kongre’de öne çıktı. “Ağa bağlanabilen her cihaz, üzerinden ticaret ve ödeme yapılabilir hale gelecek” (every connected device will become a commerce device) vizyonunun gerçekleşmeye başladığı somut olarak görüldü. Bugüne kadar hem operatörler, hem de OTT (over-the-top) ler tarafından oldukça ciddi yatırım yapılan temassız mobil ödeme teknolojisi NFC (near field communication)’nin beklentilerin hala gerisinde olduğu gözlendi ve sunumlarda da bu konu öne çıktı.
 

Ödeme alanında öne çıkan bir diğer trend de biometrics uygulamalarının ödemeye hızla entegre olmasıydı. Parmak izi, akıllı telefonlar açısından bir standart haline gelirken, yüz tanıma, göz tanıma, gibi farklı biometrics çözümler hızla mobil ödeme çözümlerine entegre olmakta.

AI’da detaylı olarak bahsettiğim ve hızla yayılım gösteren “chatbot”ları da farklı formatlarda ödeme alanında görmeye başlayacağız. Yemek siparişleri,  bilet alımları, tek tuşla ödeme platformları üzerinden kolayca gerçekleştirilebilecek.
 

5G – Gelişmiş altyapı ihtiyacı
 

GSMA, operator odaklı bir oluşum olduğu için MWC’nin değişmez konularından birini de altyapıya yönelik gelişmeler oluşturuyor. Bu sene özellikle 5G altyapısına yönelik çalışmalar öne çıktı. Tüketicilerin, bağlantılı müşteriler haline gelmesi ve her zaman akıllı telefonları ya da gelişen IoT uygulamaları ile birlikte yeni akıllı oyuncaklarına ve cihazlarına sürekli bağlı olma ihtiyacı, altyapının da sürekli ve artan bir şekilde güçlü olması ihtiyacını ortaya çıkarıyor. 2020’de standartlaşması beklenen 5G, yüksek hızda ve yüksek kalitede, gerçek zamanlı bağlantı sağlayan ve bunları gerçekleştirirken de akıllı telefonların şarjlarını çok fazla etkilemeyen network ihtiyacını karşılayacak bir çözüm olarak test edilmeye başlanmış durumda. 5G’ye yönelik Kongre’de karşılaştığım iki güzel örnek: bir doktorun, robot kollarla, başka bir ülkedeki hastasını ameliyat edebilmesi ve yine bir mekanizma ile farklı bir lokasyonda bulunan bir araba, tır ya da iş makinesinin kontrol edilebilmesi…
 

Yeni mobil teknolojilerin bir kısmı kulağa oldukça uçuk ve futuristic geliyor olabilir, ancak gerçekleşen çalışmalar ve yeni teknolojilerin piyasa çıkış hızının ulaştığı nokta bunların çoğunun oldukça kısa bir sürede yaşantımıza giriyor olacak. Bununla birlikte, umarım, tüm bu yeni teknolojiler insanların hayatını kolaylaştırıp, bir uzantılarıymışçasına sahiplenip kullanabilecekleri şekilde; doğaya, insanlığa zarar vermeden ve hayatı güzelleştirecek biçimde gelişir…
 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Bilmeniz gereken dijital pazarlama trendleri

24.09.2017

1/6
Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

Arşiv